Vişnap

Merhabalar.
Dün buzdolabından sütü çıkarttım yoğurt yapmak için.Üzerinde ki kaymağı alayım dedim ki kalın bir tabaka halinde Allah Allah bu süt böyle kaymak tutmazdı dememe kalmadı altı yoğurt gibiydi.!
Şaşırdım olamaz dedim ama olmuştu işte süt kesilmiş.
Oysa bir gün öncesi süt gelir gelmez kaynatıp soğuyunca buz dolabına almıştım.O an sütte kesilme filan yoktu olmamıştı.!!

Tek olasılık var sütçü bayat süt vermiş olabilir.
Lor yapmak için tekrardan kaynatıp süzdüm ve bu loru da bugün poğaça olarak değerlendirdim.
Lorun kalan yarısını da sanırım aklımda olan lor salatası için değerlendirmeyi düşünüyorum bol nar ekşili.
Malzemeleri:
Bir adet bütün yumurta içine + Bir adet yumurta sarısı üzerine
1 Ufak su bardağı yoğurt
125 Gr yumuşak margarin
1 Ufak su bardağı zeytinyağ
1 Ufak su bardağı peynir altı suyu veya "sade su"
2 Tatlı kaşığı tuz
1 Tatlı kaşığı toz şeker
1 Paket kabartma tozu
1 Çay kaşığı karbonat
1 Su bardağı iri kıyılmış ceviz içi
1 Su bardağı "250/300 gr" lor
Aldığı kadar elenmiş un
Tarifi:
Karıştırma kabına unun bir kısmını eleyerek alalım.Üzerine bir bütün yumurtayı,yoğurdu,yumuşak margarin,zeytinyağını,peynir altı suyu,tuzunu toz şekerini ve karbonat ve kabartma tozunu alıp elimizle yoğurmaya başlayalım.

Kalan unu kontrollü yavaş yavaş ve eleyerek alıp bir yandan yoğurmaya devam edelim.Poğaça hamurunun kıvamı hafif ele yapışacak yumuşaklıkta olacak.

Bu aşamada lor peynirini ve iri kıydığımız ceviz içlerini hamura katıp yoğurarak hamura yedirelim.Üzerini örtüp 10/15 dakika dinlenmesini sağlayalım.
Bu esna da fırın tepsisine yağlı kağıt serelim,fırının ısısını 185/190 dereceye getirip ön ısınma yapalım.

Dinlenen hamurdan mandalinadan az büyük parçalar koparıp oval şekil verelim.Fırın tepsisine dizelim.

Üzerlerine bir çay kaşığı sıvıyağ ile incelttiğimiz yumurta sarısı sürüp bol susam serpelim.Ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına atıp alt üst nar gibi kızarana kadar pişirelim.AFİYETLE...
SEVGİLERİMLE..








Merhabalar..
Durduk yerde bunca iş arasında kendine iş arıyor denir benim gibisine.
Taze naneli çikolatalı kurabiye yaptım hazır unlar tezgahta haydi vişnap hazır kremada var madem öyle yap kremalı pofuduk sandviç ekmekler deyip başımı işe sardım ama değdi nasıl güzel nasıl yumuş yumuş oldular her biri şahaneydi.Haa bu arada diğer işlerimi de hallettim şükür.Yarına yeni işler beni bekler.
Malzemeleri:
4  Su bardağı elenmiş un
2 Yemek kaşığı toz şeker
2 Tatlı kaşığı tuz
1 Paket insant "kuru" maya
1 Su bardağı süt "200 ml"
1 Paket krema "200 ml"
Tarifi:
Hamur yoğurma kabına unun yarıdan fazlasını alalım üzerine tuz,toz şeker ve insant mayayı ilave edip kaşıkla karıştırıp harmanlayalım.Ortasını hafif havuz şekline getirelim.
Diğer yanda ufak sos tenceresine kremayı boşaltıp üzerine bir bardak sütü ilave edelim.Kaynamasına izin vermeden devamlı karıştırarak ılınmasını sağlayalım.

Kremalı süt karışımını unun orta çukur kısmına döküp kenarlarından un alarak bir yandan elimizle yoğuralım.Ele yapışmayacak kulak memesinden hafif yumuşak olacak kıvama gelene kadar kalan unu kontrollü olarak ilave edelim.Unun incelik kalınlığına göre un miktarı eksi artı olarak değişiklik gösterebilir.Gerektikçe azar azar un ilave edelim.

Hamuru kabından alıp tezgah üzerinde iyice yoğuralım ne zaman ki elimize yapışmayıp yumuşak kıvam alıyor o noktada yuvarlayıp kabına alıp üzerini iyice örtelim.Evin en sıcak bölgesine götürüp mayalanması için bekleyelim.Yaklaşık hamur kendi ebatının iki katı olunca alalım.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.Hamurdan ufak portakal büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayalım tepsiye aralıklı olarak dizelim.Ve tepsi mayası için bir 15 dakika daha bekletelim.
Daha sonrası üzerine yumurta sarısı sürüp bol susam serpelim.Ön ısıtma yaptığımız 180 derece ısılı sıcak fırına atalım.Alt üst kızarana kadar pişirelim.İlk sıcağı çıktıktan sonra servise sunalım.
Boş olarak yaptığımız sandviç ekmekleri neli yemek istersek arasını kesip malzemeleri koyup çay eşliğinde yiyelim.
Ben domates peynir biber ile tercih ettim.Çocukluğumun en güzel lezzeti ekmek arası domates peynirdi o günler geldi aklıma sandviçi her ısırışım da.
Ah o çocukluk günlerim ne güzel günlerdi.!
SEVGİLERİMLE..












Merhabalar..
Bu balık tarifim ramazandan kalma.İskorpit balığını yapıp yazıp arşive atmıştım.O günler içinde günlerim çok yoğun geçtiği için yayına vermeye vakit dahi bulamamıştım.
Haydi okuyalım mı aşağıda ki tarifi.?Belli mi olur günlerden bir gün yine iskorpit balığı düşer nasibimize.Ki ben bu defa mutlaka çorbasını yapacağım.

Balık yokluğunda kısmetimize bugün de bir adı çarpan olan "iskorpit balığı" düştü.Bir balık sever olarak çok şükür bin şükür deyip geçtim mutfağa.

Aslında normal günler içinde olaydık ilk yapacağım nefis bir iskorpit çorbası olurdu da ramazan günü doğrusu bana balık çorbası pek cazip gelmedi.

Nesini nasılını yapsam derken fırında güveç düştü o an aklıma ve saate baktım iftara bir saat vardı ancak dedim ve başladım ön hazırlıklara.Son an fırına atma işlemi kalana dek hazırladım beklemeye aldım güveç kabını.

O boşlukta masayı kurmaya başladım.İftara son dakikalar kala kurarım her zaman iftar soframı.Bu defa bayağı erken bir saat öncesinden kurdum sayılır.!
Malzemeleri:
2 Yemek kaşığı tereyağ
Yarım kg iskorpit fileto
1 Ufak kuru soğan
1 Adet yeşil biber
1/2 Yarım adet kırmızı kapya biber
1 Ufak domates
1 Sap taze sarımsak
3/5 Dal maydanoz
1 Çay kaşığı garam masala
1 Çay kaşığı kırmızı pul biber
Yarım çay kaşığı karabiber
1 Çay kaşığı kekik
Tuz
Yarım çay bardağı sıcak su
Tarifi:
Fileto haline getirilmiş iskorpit balıklarını yıkayıp süzgeçe alalım.Biberlerin sap ve tohumlarını temizleyip ince olarak keselim.Domatesi minik küpler halinde doğrayalım.Kuru soğanı ince küpler halinde doğrayalım.Taze sarımsağı ince ince keselim.

Kuşaneye tereyağını alıp eritip kızdıralım,kurusoğanları ve biberleri atıp bir iki çevirip soteleyelim.

İskorpit filetoları katıp nazikçe alt üst edip karıştırarak sotelemeye devam edelim.Balıkların rengi hafif beyaza dönerken domatesini ve taze sarımsağı katıp soteleyelim.Malzemelerimiz yarı diri kıvamda iken güveç kabına alalım baharatlarını ve tuzunu ilave edelim.Hafif suyu olacak şekilde yeteri kadar sıcak su ilave edelim.

Fırını 190/200  derece ısıya ayarlayıp ön ısıtma yapalım.Güveçte iskorpitleri sıcak fırına atalım.Lokum kıvamında pişene kadar fırınlayalım.
Sıcak olarak ister güveç kabında istersek servis tabağına alıp servise sunalım.
Bir daha sefere bakalım denizden nasibimize ne çıkacak ve sofralarımıza gelip damaklarımıza ve midelerimize balık ziyafeti çekeceğiz.?
Bu istavritte olabilir mezgitte olabilir hatta geçen günkü gibi biraz daha büyüse lüfere erişecek harika büyük sarı  kanatlarda olabilir şansımıza artık.Ahhhh bir de hamsi olsa desem de hamsi büyük hayal şimdilik.!!

Ve diyorum ki balık yasağına karşın iyi ki olta balıkçıları var ve az da olsa arada bir hasret gideriyoruz balıklarla.
Bol balıklı günler dileği ile SEVGİLER SEVGİLER...





Semt pazarında ki tezgahta sıralı sıralı arzı endam eden malta eriklerinin üzerlerine tepeden doğru brandaların aralıklarından güneş ışıkları vurup pırıl pırıl göründüğün de nasıl çekici nasıl albenili görünmüştü bana.
Hemen aldım 1 kutu sanırım kilogram olarak 1 kg kadar var yok.Aslında kırk yıl yemesem aklıma gelmez hiç bir zaman da canımın çekmeyeceği bir meyve.!

İçinden sadece iki tanesi "tekini de ben yemiştim" yendi her kurulan sofraya geldi gitti ben dahil bir Allah'ın kulu yüzüne bakmıyordu.Geldiği gibi tabakta hiç eksilmeden buz dolabına gide gele görmekten içime daral gelmişti.Atmaya da insan kıyamıyor dolapta yer kaplıyor.

Ve bugün yok bu böyle olmaz en güzeli bunlarla bir komposto kaynatayım olursa olur olmazsa olmaz nasıl olsa öyle de böylede malta eriklerinin akıbeti belli.
Belki güzel bir komposto olup değerlenir neden olmasın denemekte fayda var deyip bir komposto kaynattım.
Ben çok sevdim beğendim tadını,bu kadarını hiç tahmin etmemiştim.Gayet lezzetli buz gibi soğuk soğuk pilavın yanında pek bir rağbet gördü sofrada:)
Malzemeleri:
1 Kg yeni dünya "malta eriği"
1-1,5 Su bardağı toz şeker "isteğe göre eksiltip arttırılabilinir"
2-3 Adet karanfil
Yeteri kadar su "6 veya 7 su bardağı"
Tarifi:
Yeni dünyaları yıkayıp dış kabuklarını soyalım.Çekirdeklerini ayıklayıp atalım.İstediğimiz şekil ve ebatta doğrayıp tencereye alalım.Üzerine karanfil tanelerini ve toz şekeri ilave edip içme suyunu katalım.Orta ısılı ateşte yeni dünya meyveleri yumuşayana kadar pişirelim.

Kendi tenceresinde soğutup isteğe göre içinde ki karanfil tanelerini çıkarıp atalım.Buzdolabına alıp iyice soğumasını temin edelim.Pilav makarna börek vs eşliğinde buz gibi soğuk olarak servise sunalım.
SEVGİLERİMLE...





Merhabalar..
Bugünkü tarif çok eskilerden bir tarif "SAHİNE" bir kaç sene öncesi internet ortamında görüp okumuştum.

Hz. Muhammed (s.a.s) dönemi İslam mutfağında yer alan ve bugün dahi ismi çok az bilinen sahine tatlısını yüce peygamberimiz çok çok severmiş.

Kolaylığı bana hemen o an yapma isteği verse de olmadı yapmadım kısmet değilmiş o zamanlar.!

Dün yine tekrardan net ortamında önüme gelince tarif hemen o an gittim mutfağa ve yaptım.
Sonucu lezzeti hakkında bir fikir sahibi olmak için iftar saatini beklemek durumundaydım.Ve suyumu içtikten sonra sofrada ilk tadına baktığım sahine oldu.

Sevdim mi evet sevdim zaten ben tahini genelde sevdiğim için bana güzel geldi.Arada çoğu evde tahin pekmezle karıştırılıp yapılır.Bense pekmezle değil şekerli su ile şerbet yapıp tahini karıştırıp yemesini çok sevdiğimden burada da şeker yerine bal konması bana benim damak tadıma yatkın geldi ve sonuç güzel oldu.
İftar ve sahur sofraları için güzel bir seçenek diye düşünüyorum.
Malzemeleri:
3 Yemek kaşığı tereyağ "oda ısısında"
3 Yemek kaşığı tahin
3 Yemek kaşığı bal
2 Yemek kaşığı kavrulmuş susam
2 Yemek kaşığı ceviz içi
Tarifi:
Derince bir kase veya cam kavanoza oda ısısında ki 3 yemek kaşığı tereyağını alıp hafif çırpalım.Tahinin yağı üzerine çıkmışsa öncesi çatalla o yağı karıştırarak tahinle bütünleştirip akıcı kıvam almasını temin edelim tahinin.

Yok şayet tahin zaten sulu kıvamdaysa gerek yok direk içinden 3 yemek kaşığı tahini tereyağın üzerine ilave edİp beraberce karıştıralım.

3 yemek kaşığı balıda katıp çatalla macun kıvamına gelip özleşene kadar çırpalım.İçine daha öncesi yağsız teflon tavada kavurup soğuttuğumuz 2 yemek kaşığı susamı da katıp karıştıralım.

İftar ve sahur sofralarında sıcak pide eşliğinde üzerlerine ceviz içi serperek servise sunalım.
Bence yapın ve bu değişik lezzeti sizlerde tadın isterim.Yok şayet tadı size hitap etmezse bu aşamada malzemenin ziyan olması diye bir durum söz konusu değil.

Olmadı yapacağınız keklere veya kurabiye hamurlarına sahineden bir kaç kaşık katarsınız ve böylece değerlenmiş olur.Ben bu düşünce ile yola çıkıp yaptım iyi ki yapmışım hoş güzel değişik bir lezzet oldu.
SEVGİLERİMLE..

Kaynak için değerli şefimiz Yunus Emre Akkor ve Ömür Akkor'a çok teşekkürler ederim ve meşakketli çalışmaların da Rabb'im yollarını açık etsin.











Merhabalar.
Bugün İslam alemine ramazanın yedinci iftarını yapmak nasip oldu çok şükür.
Rabb'im cümlemizi tamamına erdirmeyi nasip eder inşaAllah.

Bugünkü tarifim Ramazanın ilk gününden.İlk iftara diğer evlerde olduğu gibi ben de oldukça önem veririm.
İlk sahur ve ilk iftar menüsünü diğer günlere nazaran bir tık üst tutarım.Günler öncesinde menü belirlemiştim aklımda söylemedim sadece süpriz deyip geçiştirdim.

İkindi sonrası iftara iki saat kala geçtim mutfağa son bir saat kala geçsem olur da et uzun süre kısık ateşte pişeceği için biraz erken girdim mutfağa.


Oysa nasıl uykum vardı işler bıraksa beni sanırım iftara kadar uyurdum.Bilmem neden bu sıralar uykumla bayağı bir sorunlarım var bıraksam kendimi adeta gece gündüz hep uyuyacağım.Uykudan uyanıyorum hala uykum hep uykum var.!

Hem sebze hem et olarak sağlıklı tarifim aşağıda.

ç
Malzemeleri:
2 Yemek kaşığı tereyağ
1 Adet dana pirzola "600/700 gr"
2 Adet yeşil biber
1 Adet kırmızı kapya biber
1 Adet ufak havuç
1 Adet orta boy domates
2 Sap taze soğan
7/8 Adet kıska soğan "arpacık"
1 Diş sarımsak
6/7 Adet ufak baby patates
1 Tatlı kaşığı acı biber salçası
1 Kahve kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı karabiber
1 Tatlı kaşığı kekik
Tuz
Tarifi:
Sebzeleri ayıklayıp yıkayalım.Biberlerin sap ve tohumlarını çıkarıp orta incelikte keselim.Taze soğanları orta irilikte keselim.Havucu ince dilelim.Domatesin kabuğunu soymadan minik küpler halinde keselim.Arpacık soğanların kabuğunu soyup bütün halde bırakalım.Baby patateslerin kabuklarını soyup bütün halde bırakalım.Sarımsağın kabuğunu soyup ikiye bölelim.Hazırladığımız bütün sebzeleri bir kase içinde harmanlayalım.

Kuşaneye tereyağını alıp eritelim kızdığında dana pirzolanın her iki yüzünü yüksek ateşte kızartarak mühürleyelim.Alt üst ederken çatal eti deleceği için kullanmayıp yerine spatula veya servis kaşığı kullanalım ki eti delip suyunun dışarı akmasına fırsat vermeyelim.

Mühürleme işleminden sonra kuşaneyi kahve ocağı gözüne alıp ateşi en kısığa getirelim.Kapağını kapatıp mümkün mertebe kapağını açmadan eti kendi saldığı suyu ve buharı ile pişmeye bırakalım.

Et pişmeye yakınken kasede ki sebze karışımlarını eşit olarak etin üzerine ve yanlarını serpiştirelim.Tuzunu,baharatlarını ve az sıcak su ile açtığımız salçasını ilave edelim.Tekrardan kısık ateşte dana pirzolayı pişmeye bırakalım.Gerekirse bir çay bardağı sıcak su ilave edelim.Ben bir buçuk çay bardağı sıcak su ilave ettim zira o an hayalim iftarda o nefis suyuna sıcacık pidemi banmaktı aklımda olan.

Önden olmazsa olmazımız illa ki çorba ve ardından sıcak olarak yanında pirinç pilavı ile servise sunalım sebzeli dana pirzolamızı.Yapacak olanlara afiyetler olsun.
SEVGİLERİMLE...




Merhabalar..
Balık yasağı olsa da bu yasak olta balıkçılarını kapsamadığı için biz balık sevenlere büyük nimet diye düşünüyorum.
Geçen cafeye gittiğim de balıkçı denizden gelmiş sandalını kıyıya çekiyordu.Hemen acaba balık yakaladı mı gidip bakayım diye ayağa kalkmıştım ki çalışanlar otur otur o ilk buraya gelir tuttuğu balıkları satmak için deyince ehh iyi madem deyip gözüm kapıda oturdum tekrar yerime.

Geldi BALIKÇI ve hemen aldım kıpır kıpır oynayan istavritleri.2 kg kadar vardı eve geldim hemen ayıklayıp yıkadım.Yarısını o akşam vakit geç olduğu için az yağla mısır unlu en pratik hali ile pişirdim.
Kalan diğer yarısını da bir sonra ki yemek için tereyağlı domates soslu yapıp fırına verdim sonuç nefisti.

Bu tür domates soslu balığı rahmetli annem yapardı,hatırladığım kadarı ile en çokta sardalya balığını bu tür pişirmeyi tercih ederdi.Ben de arada değişiklik adına yapıyorum.Büyük balıklarla daha da güzel oluyor yemesi kolay kılçık olayı hemen hemen yok gibi.
Malzemeleri:
Yarım kg istavrit
2 Yemek kaşığı tereyağ
Yaım bardak mısır unu
2 Adet yeşil sivri biber
2 Ufak diş sarımsak
2 Adet orta boy domates
Kekik,tuz,Kırmızı pul biber
Tarifi:
İstavritlerin kafalarını koparıp temizleyip bol su ile yıkayalım ve süzgece alıp süzdürelim.
Domatesleri rendenin iri tarafı ile rendeleyelim.Biberlerin sapını kesip atalım ince olarak doğrayalım.Sos tenceresine 1 yemek kaşığı tereyağ alıp eritelim içine biberleri atalım bir kaç dakika soteleyelim.
Rendelediğimiz domatesleri ilave edip yarım çay bardağı kadar su katalım.İnmesine yakın içine rendelediğimiz sarımsağı katalım.Domatesler yumuşayıp ezilene kadar pişirelim,Baharatlarını ve tuzunu ilave edip karıştırıp ateşin altını kapatalım.

Mısır ununu tepsiye alıp tuz serpelim süzülen istavritleri mısır unu ile harmanlayalım.
Düz dönderme tavasına tereyağ koyup eritelim.Mısır unlanmış istavritleri düzgün olarak dizelim.Ve orta ateşte yarı çiğ kalacak kıvamda pişirelim.Tavanın düz kapağı ile veya düz bir tabak ile balıkları alt üst edelim.
Tekrardan az tereyağ ilave edip eritelim.Kapakta ki balıkları içine düzgünce koyup bu yüzünü de yarı çiğ kıvamda pişirelim.

İster porsiyonluk  toprak güveç kaba "veya normal fırın kabına" balıkları alalım.Üzerlerine eşit olarak sarımsaklı domates sosunu dökelim.200 derece ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına balıkları atıp yaklaşık 20/25 dakika fırın alt üst konumda olarak pişirelim.
Salata eşliğinde sıcak olarak servise sunalım.
HAYIRLI RAMAZANLAR DİLEĞİM İLE SEVGİLER SEVGİLER...






Merhabalar..
Taze nane ve çikolatanın uyumunu çok çok sevdiğimi daha öncesi de söyleyip yazmıştım.Hatta bir de taze-naneli-cikolatal-kek taze naneli kek yapmış tarifini paylaşmıştım.Ondan sonra o taze naneli kekimden bir kaç defa daha yaptım her yapışımda lezzetine bağımlı oldum.
Bu arada taze naneli dondurmaya da bayılırım:)Salatalara o an ev de varsa illa ki katarım taze nane benim için adeta ömre bedel.!

Bugün de bahçeden koparıp topladığım taze nanelerin mis kokusu nasıl mutfağı sardı bir an acaba kurabiye yapsam mı bu nefis taze nanelerden derken aradan bir kaç dakika geçti geçmedi taze naneleri yıkayıp incecik kesmeye başladım bir an da:)

Ve harika taze naneli çikolatalı kurabiyemin tarifi aşağıda.
Malzemeleri:
125 Gr tereyağ veya "margarin"
1 Çay bardağı sıvı yağ
4 Yemek kaşığı nişasta "silme"
5 Yemek kaşığı pudra şekeri "silme"
1 Adet yumurta "sarısı içine akı üzerine"
1 Paket kabartma tozu
5 Yemek kaşığı ince kıyılmış taze nane
1 Çay bardağı ince kıyılmış toblerone çikolata
Aldığı kadar elenmiş un
Tarifi:
Taze nanelerin yapraklarını ayıklayıp bol suyla yıkayalım süzdürelim.İncecik kesip kıyalım.
Hamur karıştırma kabına yumurta sarısını,tereyağ,sıvıyağ,nişasta ve pudra şekerini alıp karıştıralım.Elenmiş unu kontrollü ve eleyerek ilave edelim.Kabartma tozunu da ilave edip yoğuralım.Kurabiye hamurunun kıvamı hafif ele yapışacak yumuşaklıkta olana kadar gerektikçe kontrollü olarak un ilave edip yoğuralım.İstenen kıvamı alınca un ilave etmeyi bırakalım.

Bu aşamada ince kıydığımız toblerone çikolataları ve ince kıydığımız taze naneleri ilave edip kurabiye hamuruna yedirine kadar yoğuralım.Üzerini örtüp 15/20 dakika dinlendirelim.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim,dinlenen kurabiye hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elimizle yuvarlayıp hafif üzerlerine bastırarak az aralıklı olarak tepsiye dizelim.
180/185 derece ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına atıp yaklaşık 15 dakika kadar pişirelim.Kendi tepsisinde soğutup istediğimiz zaman çay,limonata vs eşliğinde servise sunalım.
Taze naneyi isterseniz 3 veya 4 yemek kaşığı koyabilirsiniz.Şayet benim gibi aromasını lezzetini seviyorsanız benim yaptığım ölçü olarak 5 yemek kaşığı taze nane katmanızı tavsiye ederim.

Kıyır kıyır çok lezzetli bir kurabiye olmasının yanı sıra kapaklı cam kavanozda veya her hangi bir saklama kabında "benim tercihim camdan yana" oldukça bayağı uzun bir süre ilk gün tazeliğini koruyor.Tabii böylesi nefis kurabiyelerin yenmeden kalacağı ihtimal dışı.
SEVGİLERİMLE..





Merhabalar..
İstanbul büyük İstanbul yorucu İstanbul acımasız.Neden söylendim,neden yerdim bu kadar güzel şehir İstanbul'u dersen onca efsanevi güzelliğine karşın kahrı da çok çok büyük İstanbul'un.

Bugünler de seninle uzun yorucu yolların ile her köşenden çıkıp akıp giden kalabalığına karışacak olan insanlarınla bir arada çok olacağım yoracaksın beni trafiğin ile kalabalık kaldırımların yolların ile.
Mecburum seni turlamaya bugünler de Ramazan ayı gelmeden seninle olan biten randevularımı işlerimi bitirmem lazım Rabb'imin izni ile.

Aşağıda ki kurabiyelerimi start verip yarın gideceğim hasta ziyaretim için hazırladım pişirdim soğudular ve ben onları çok güzel paket yaptım.Beraber çekeceğiz İstanbul'un yorgunluğunu kahrını o kalacak,ben üstüne üstlük onca yolu bir de gerisin geri döneceğim.Bir uctan bir uca:(
Bitecek mi? Hayır bir süre bu gidip gelmeler bu ezici yorucu haşır neşirlik devam edecek.!
Malzemeleri:
Yarım paket yumuşak margarin "125 gr"
Yarım çay bardağı sıvı yağ "fındık yağ"
1 Adet yumurta
1 Çay bardağı çikolata kırığı
1 Çay bardağı ceviz kırığı
3 Yemek kaşığı pudra şekeri
2 Yemek kaşığı nişasta
2 Yemek kaşığı kakao
Yarım paket kabartma tozu
1 Tatlı kaşığı sirke "elma"
1 Su bardağından 1 parmak eksik toz şeker
1 Fiske tuz 
Aldığı kadar un " 1,5-2 Su bardağı civarı"
Tarifi:
Hamur karıştırma kabına unun yarısını eleyerek alalım.Üzerine pudra şekeri,nişasta,toz şeker,bir fiske tuz,kabartma tozunu ilave ederek hepsini harmanlayalım.

Yumuşak margarin,sıvı yağ,1 adet yumurta ve sirkeyi ilave ederek elimizle yoğurmaya başlayalım.
Hamurun kıvamına göre kalan diğer unun yarısını kontrollü olarak eleyip ilave edelim.Kakaosunu da katıp yoğurmaya devam edelim.
Kurabiye hamurunu hafif ele yapışacak kıvamda yumuşak olacak.

Bu aşamada çikolata ve ceviz kırıklarını ilave edip hamura yedirelim.Hamuru tezgah üzerinde uzun rulo haline getirip üzerini örterek buz dolabında 15 dakika dinlendirelim.

Dinlenen kurabiye hamurundan keskin bıçak yardımı ile 1 parmak genişliğin de dilimler kesip yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine sıralayalım.

180 derece ısıya ayarlayıp ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına atıp yaklaşık 15/18 dakika arası pişirelim.Kendi tepsisinde soğutup meyve suyu,çay kahve süt vs eşliğinde servise sunalım.Yapacak olanlara afiyetler olsun.

Geceden yaptığım kurabiyelerden soğuduğunda bir tane yedim ki nefis olmuş tam istediğim kıyırlıkta ve lezzet işte bu dedim.
Bu hafta içi fırsat bulduğum an eve de yapacağım lezzeti fena aklımı çeldi benden demesi.
SEVGİLERİMLE.
.









Merhabalar..
Ev usulü tandır ev şartların da ne kadar olursa o kadar yapıyor yiyoruz.
Günümüz şartların da evler de hele apartman yaşantıların da imkansız bir durum. Tandır için kuyu kazacaksın eti içine atıp kapatıp saatlerce kapalı bir şekil de pişireceksin.Oooo geç bunları anam babam derler insana ve bizler de geçiyor kendi usulümüzce tencere de yapıyoruz.Hakiki tandıra yakın lezzeti biraz da olsa yakalıyoruz diye düşünüyorum.

Geçenler de burada ki Trakyalı kasap oğlak eti getirmiş memleketinden.

Daha öncesi çok çok önceden Fethiye'de pişirmişler yemiştim.
Aradan öyle uzun yıllar geçti ki tadını lezzetini hep unuttum.
Hatırladığım sadece o oğlak eti fırında pişerken hani acaba pişti mi diye fırın kapağını açıp kafamı uzatmam ile buharın yüzümü yakışını asla unutmuyorum o acıyı.
Zaten ben de ten beyaz denizde yüzmüş güneşte ıstakozlar gibi kızarıp yanmışım bir de fırın sıcağının buharı ile yüzüm alev aldı sandıydım bir an.O acı sanırım 2/3 gün sürmüştü geçmiş zaman da.
Bugün oğlak dediklerin de benim aklıma ilk gelen bu oluyor:)

Ve baharın müjdeleyicisi oğlak tandır tarifi aşağıda sular seller gibi çok çok kolay:)
Malzemeleri:
Oğlak kemikli but eti "1,5-2 kg"
Bir kaç sap taze soğan
1 Yemek kaşığı tereyağ
Tuz,Karabiber
Tarifi:
Oğlak etini yıkayalım.Döküm tencere ya da kalın tabanlı çelik tencereye 1 yemek kaşığı tereyağını ilave edip eritelim.Tereyağ eriyince oğlak etini atalım içine ve yüksek ateşte bir kaç dakika mühürleyip tencereyi kahve gözüne alıp ateşi en kısığa getirelim.
Ağır ateşte uzun zaman diliminde yaklaşık "1-1,5 saat" tencerenin kapağını hiç açmadan kendi buharı ile pişmeye bırakalım.

Oğlak eti kendi saldığı suyu tekrar kendi bünyesine çekip etler yumuşayıp kemiklerinden ayrılmaya başladığında tuzunu ilave edelim.

Etler kızarıp kendi yağına kalana kadar pişirelim.Soğutmadan sıcak olarak servise sunalım.İsteyenler üzerine isteğe göre karabiber kekik serpsinler.
Daha öncesi oğlak eti tatmadıysanız ve civarınızda rast gelirseniz mutlaka alıp pişirip tatmanızı tavsiye ederim.Ben çok beğendim çok sevdim.
Ben her bahar aşık olurum demiş şair.!
Ben de diyorum ki ben her bahar bizler için kesilen baharın müjdecisi kuzulara oğlaklara çok üzülürüm:(
Sonra kendime teselli babında büyüyünce de kesilecekler ama keşke baharda kuzu oğlak yemesek onlar biraz daha mı yaşasalar diye de düşünmüyor değilim.
İşte biz insanlar her zaman tezatlar içindeyiz.
                                                                      SEVGİLERİMLE..