Vişnap

Merhabalar..
Bir kaç gündür mutfakta duran meyveler bana ben meyvelere bakıp bakışıp duruyorduk.
Her zaman diyorum ve bu huyumu da pek sevmiyorum pazara gittiğim de sebzeleri meyveleri görünce kendimi kaybedip bir sürü alıyorum.
Ve sonra onları bozmadan ziyan etmeden değerlendirmek için çaba gösteriyorum.
Tıpkı şu an dolapta duran meyveler de olduğu gibi.
Önce hepsini birden kokteyl şeklinde komposto yapmak geçti aklımdan.
Anında vazgeçtim bu düşünceden zira önümüz ramazan ayı komposto içilmez kalır bu defa yine ziyanlık olacağından marmelat yapmaya karar verdim.


Ben de olan meyveler aşağıda malzeme listesinde yazdıklarımdı.

Sizler ev de hangi meyveler varsa toplamından yapabilirsiniz.

Geceden meyveleri rondodan geçirip toz şekerine yatırıp gece boyunca beklettim.
Ertesi sabah marmelatımı ocakta pişmeye bıraktım.
Malzemeler:
Karışık meyve "1 kg ev de olanlar"

2 Adet elma
8/10 Adet kayısı
1 Adet deveci armut
1 Adet portakal
3 Adet muz
1 Kg toz şeker
1 Kahve kaşığı tereyağ
Yarım limon suyu
Tarif:
Meyveleri yıkayıp kabuklarını soyup çekirdek yataklarını temizleyelim.
Bir kaç parçaya kesip püre kıvamına gelene kadar rondodan geçirelim.

Üzerine toz şekeri döküp geceden bu işlemi yaparsak sabaha kadar bekletelim.
Yok gündüz yaparsanız en az bir kaç saat toz şekerle beraber bekletin.

Tencereyi ocağa alıp reçel köpüklenmeye başladığında içine tereyağını ilave ederek "tereyağ köpüklenmeyi önlüyor"orta ısılı ateşte kaynayana kadar pişirmeye başlayalım.

Ateşi orta kısığa getirelim ve pişirmeye devam edelim.
Arada kıvamını kontrol etmek için buz dolabında soğuttuğumuz çay tabağına biraz alıp buzdolabına koyup iyice soğumasını bekleyelim.
Miktar çay kaşığı dolusu olduğu için hemen soğuyup belli ediyor kıvamını.

Döktüğümüz reçel tabakta akmadan donup kalıyorsa kıvamı tamamdır.
İçine taze sıktığımız limon suyunu ilave edip bir iki dakika daha kaynatıp ocağın altını kapatalım."limon suyu reçel ve marmelatların kristalleşip şekerlenmesini önlüyor"

Reçel ve marmelatları ya çok soğuk veya sıcak olarak kuru temiz cam kavanozlara alıp gerektiği zaman ikindi ve sabah kahvaltılarında tüketelim.AFİYETLE..
Çok Misafirli İftar Sofralarımız Olması Dileği İle Hayırlı Ramazanlar Temenni Edip Hepinize Sevgilerimi Yolluyorum...








Merhabalar..
Ne zamandır hep aklımda olup yapmak istediğim şirin kurabiye bunlar.

Ahh o minicik minicik şirin hallerini yuvarlayıp yapmak var ya inanın o kısmı bana hiç şirin gelmiyordu ve hep erteliyordum yapmayı.

Taa ki geçenler de minik kavrulmuş susamlı kurabiyeleri yapana dek.
Baktım hiç öyle içim sıkılmadı hatta öyle çok kolay geldi ki minicik minicik yuvarlayıp tepsiye dizmek.
Ondan cesaret alıp geçtim bu nefis kıyır çörekotlu kurabiyeleri yapmak için unların başına.

Bir sıkıntı mutlaka o üstlerine yumurta sarısı sürerken çok sıkılıp bunalacağım buna adım gibi eminim.
Bana göre değil bu tür sabır işleri:)
Malzemeleri:
150 Gr yumuşak margarin veya tereyağ
1 Küçük su bardağı fındık yağ veya sıvı yağ
2 Çorba kaşığı sirke
2 Çorba kaşığı toz şeker 
1 Tatlı kaşığı tuz
2 Tatlı kaşığı mahlep
1 Kahve kaşığı toz kırmızı biber
Yarım ufak çay bardağı çörekotu
1 Yumurta "akı içine sarısı üzerine"
1 Paket kabartma tozu
Aldığı kadar un "hamurun kıvamı kulak memesi yumuşaklığında"
Tarifi:
Karıştırma kabına yumuşak margarini,fındık yağını,sirke,toz şeker,tuz mahlep,toz kırmızı biber,yumurta akını alıp elimizle karıştıralım.

Kontrollü olarak ununu ve kabartma tozunu eleyerek koyalım bir yandan yoğuralım.
Çörek otunu ilave edelim,hepsini özleşip karışana kadar yoğuralım.
Hamurun kıvamı kulak memesi yumuşaklığında olacak.

Kurabiye hamurunun üzerini örtüp yarım saat dinlendirelim.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.
Dinlenen hamurdan kabuklu fındık büyüklüğün de parçalar kopartıp avuç içimiz de yuvarlayıp tepsiye dizelim.
Üzerlerine bir tatlı kaşığı sıvı yağ ile açtığımız yumurta sarısını sürelim.

180 derece ısıya ayarlayıp ön ısıtma yaptığımız fırında alt üst konumunda üzerleri kızarıncaya kadar pişirelim.
Tepsisinde soğutup servis tabağına alıp sevdiklerimize çay eşliğinde ikram edelim.
Bu kurabiyelerin internet ortamında ismi "Bit Kurabiye" bit ne demek yahu bana o kadar itici geliyor ki bu saçma isim.

Ondan dolayı ben adını değiştirip kendileri gibi şirin "Mini Mini Birler Çalışkan İkiler" ismini verdim.

Adına itirazı olan varsa ya şimdi konuşup yazsın ya da sonsuza kadar susup kabul etsin koyduğum ismi:)

"Mini Mini Birler Çalışkan İkiler"Burada mini birler nefis şirin kurabiyeler oluyor,çalışkan ikiler de ben oluyorum:)
SEVGİLERİMLE..



O GELSİN ÜSTÜMÜ ÖRTSÜN..

Eski bir magirus bulsam girip içine ağlarım.
Ne yana dönsem karanlık.
Bu ne biçim cumartesi.!
İçimde bir gölge
Bilmiyorum neyin lekesi.
Soğuk
Ve yorgunum
Gitmeliyim.
Ama yorgunum
Susmalıyım artık
Ki dinleyen de kalmadı.!
Çok yorgunum.
Boş bir vagon bulsam girip içine ağlarım.
Tersiz ve telaşlıyım.
Yolun sonuna doğru
Kopup dört yana dağılan
Tesbih parçaları gibiyim.
Ama işte
Umut bu
Bitsin deyince
Bitmiyor.
Ömür gibi.!
Bitsin demek 
Günah gibi.!
Kırık bir sandal bulsam girip içine ağlarım.
Bütün unutulmuşluklarımı
Tek bir gecede unutup
Kabul eder mi beni
Tahta.?
Su
Ve karanlık
Uygunsuzum
Ve uykusuz.
Kesilsin artık sesim.
O gelsin
Üstümü örtsün..!
Ali LİDAR..





















Merhabalar.
Geçenler de Üsküdar'a gittik arkadaşımla ve gittiğim de ilk uğradığımız yer her zaman balık pazarı oluyor.
Sonrası da Üsküdar'ın altı üstüne getiriliyor tarafımızdan.

Bu sefer fazla mı gezdik ki sanmıyorum neden bilmem dönüşte hasta oldum.
Anide ben de bir kulak uğultusu çınlaması konuştuğumda kendi sesim kendi kulağımda eko yaparak yankılanıyor delirecek gibi oluyor insan.
Cafeye vardım direk oradan hastaneye gidelim dedim gittik nöbetçi kulak burun doktoru yoktu.
Civarda diğer özel hastaneleri de araştırdık nöbetçi kulak burun doktoru hiç birinde yoktu.
Pratisyen doktor muayene etti ve büyük ihtimal yorgunluktan deyip eve gidip yatıp dinlenmemi tavsiye etti.
Bana göre bir ihtimal kulaklıkla çok yüksek sesle müzik dinliyorum ve bunu her zaman yapıyorum acaba kulağıma zarar mı verdim de böyle oldu diye düşünceler de geçti aklımdan.

Ertesi günü çağırdı doktor kapsamlı muayene için ama sabah uyandığımda hiç bir şeyim yoktu geçmiş gitmiş bitmişti o beni çıldırtmaya ramak kalan uğultular.
O yüzden daha da gitmedim doktora zaten oldum olası hiç sevmem doktordu hastaneydi ve dolayısı ile de çok ihmal ederim sağlığımı:)
Şayet tekrar ederse uğultu o zaman mutlaka giderim doktora.

O gün balık pazarından aldığım iskorpitleri bugün çorbasını yapmak üzere geçtim mutfağa.

Allah'tan ayıklama işini balıkçı yapmıştı kafasını,kuyruğunu üzerinde bırakmasını çorba yapacağımı belirtince usulüne uygun temizleyip hazırladılar.
Çünkü iskorpit balığını ayıklamak zordur tecrübe ister dikenleri vardır zehirlidir değdiği yeri yakar acıtır vs.
Malzemeler:
1 Kg iskorpit balığı
1 Adet orta boy havuç
1 Adet küçük patates
 2 Adet orta boy kuru soğan
2 Sap taze soğan
1 Ufak yeşil biber
1 Ufak kırmızı kapya biber
Çeyrek demet maydanoz
Çeyrek demet dereotu
5-6 Adet defne yaprağı
1 Tatlı kaşığı tane karabiber
1 Kahve kaşığı tane kişniş
1 Tatlı kaşığı tuz
3 Yemek kaşığı tereyağ

Terbiyesi İçin Malzemeler:

1 Adet yumurta sarısı
2 Yemek kaşığı un
1 Adet limonun suyu
&
Tarif:
Balıkçıya çorba yapacağımızı belirterek iskorpit balıklarının kafaları ve kuyrukları bütün olarak  kalacak şekilde temizlemelerini rica edelim.

Temizlenen balıkları bol su ile yıkayıp derin tencereye alalım.
Üzerine iri iri doğradığımız sebzeleri ve sapları ile beraber maydanozları ve dereotlarını ilave edelim.

Tane karabiberleri ve kişniş tohumlarını tuzunu katalım.
Defne yapraklarını da ilave edelim.
Üzerlerini dört beş parmak geçecek seviyeye kadar soğuk su ilave edelim.

Orta ateşte bir iki taşım kaynadıktan sonra kısık ateşte balıkların gözleri beyazlaşana kadar pişirmeye devam edelim.
Üzerinde oluşan kefleri bir kaşık yardımı ile alıp atalım.

Pişen balıkların altını kapatıp delikli kepçe ile içinden balıkları alıp ılıyınca etlerini kılçıklarından çok dikkatli ayıklayıp en son aşama da çorbaya katmak üzere bekletelim.

Balık suyunu bir başka tencereye ince süzgeç yardımı ile süzelim.
İri halde olan patates ve havuçları da tencereye alalım hepsini birden blenderlayalım.

Bir başka tencerede tereyağını eritelim içine unu ilave edip kokusu çıkana kadar kavuralım.
Üzerine süzdüğümüz balık suyunu ilave edip ateşin altını açalım.

Diğer tarafta derin bir kase içinde bir adet yumurta sarısı ile bir adet taze sıktığımız limon suyunu çırpıçı ile iyice çırpalım.
Çorbanın suyundan azar azar ilave ederek sosumuzun çorba sıcaklığına gelmesini temin edelim.
Ve usul usul bir yandan karıştırarak çorbamıza ilave edelim.

Bir iki karıştırıp içine ayıkladığımız balık etlerinin tamamını katalım
.
Beş on dakika daha beraber kaynattıktan sonra sıcak olarak bol limon suyu maydanoz karabiber veya sirke sarımsaklı sos eşliğinde servise sunalım.AFİYETLE..
SEVGİLERİMLE..






Merhabalar..
Tamamı vitamin full şifa deposu bir nefis çorba.
Üstelik yapımı da su gibi kolay.
Haydi kış sebzeleri bitmeden hazır çarşıda pazarda varken hemen yapalım sevdiklerimize içsinler şifa dolsunlar.
Malzemeler:
1 Adet havuç
1 Adet kereviz
1 Adet patates
3/4 Adet yer elması
2 Yemek kaşığı tereyağ
2 Kaşık buğday unu
1 Çay kaşığı tuz
 1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı toz kırmızı biber
Et veya tavuk suyu
Maydanoz "üzeri için"
Tarif:
Kök sebzelerin hepsini ayıklayıp kabuklarını soyalım ve irice doğrayıp kararmamaları için su dolu tencereye alalım.

Diğer tarafta çorbayı pişireceğimiz tencereye tereyağ ve fındık yağını alıp eritelim.
İki kaşık unu ilave edip unun kokusu çıkana kadar kavuralım.
Doğradığımız kök sebzeleri sudan süzüp tencereye alalım bir iki çevirip kavuralım.
Üzerine tamamı et suyu veya yarı et suyu  yarı sade su koyup arada karıştırmak sureti ile pişmeye bırakalım.

Tuzunu ilave edip blenderdan geçirelim ve isteğe göre üzerine yaktığımız kırmızı pul biberli toz kırmızı biberli tereyağ ile sıcak olarak servise sunalım.Maydanoz yaprakları da isteğe bağlı olarak ilave edelim.AFİYETLE.. 

SEVGİLERİMLE..


Merhabalar..
Geçenler de yazmıştım önümde yaşayacağım zor günler var diye.
Ben o zor günlere başlangıç yapıp yolun sonuna geldim gelmek üzereyim.
Umarım çok zor geçecek olan son günleri de atlatacağım yüce Rabb'imin izni ile.
Zorluklar ve de kolaylıklar biz insanlar içindir tesellisine sığınıp  bugünün tarifine güzel bir geçiş yapalım.

Bugün kıymalı bulgur pilavı yaptım içine de son an bir kaç kaşık sebze kurusu ilave edip lezzete lezzet kattım.

Sebze kurusunu hazır alıyorum marka olarak "ARİFOĞLU" her zaman tercihim oluyor sizlere de tavsiye ederim.
Malum İstanbul'un havası rutubetli nemli olduğundan sebze meyve kurutmak uzun vade saklama acısından pek başarılı olmuyor.
Malzemeler:
1 Yemek kaşığı fındık yağ
2 Yemek kaşığı tereyağ
2 Adet orta boy kuru soğan
2 Adet yeşil köy biberi
2 Adet yeşil sivri biber "acı"
1 Adet kırmızı kapya biber
150 Gr kıyma
1 Kahve kaşığı tuz
1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı karabiber
1 Su bardağı pilavlık bulgur "300 gr"
1+3/4 Su bardağı et suyu
3 Yemek kaşığı kurutulmuş sebze "ARİFOĞLU"
Tarif:
Tencereye fındık yağı ve tereyağını alıp eritelim.
İçine yemeklik doğradığımız kuru soğanları katıp karamelize olana kadar kavuralım.

İnce doğradığımız biberleri ilave edip kavurmaya devam edelim.
Kıymasını ilave edip kaşığın tersi ile ezerek kavurmaya devam edelim.
Tuzunu ve baharatlarını katalım.

Ayıklayıp yıkayıp süzdüğümüz bulguru da katıp bulgur şeffaşlaşana kadar kavuralım.
Sıcak olarak et suyunu verip bu aşama da kurutulmuş sebzelerin de ilavesi ile öncesi bir iki taşım harlı ateşte kaynatalım.
Sonrası tencereyi ocağın en küçük bölümüne alıp kısık ateşte suyunu çekene kadar hiç kaşık vurmadan pişmeye bırakalım.

10/15 dakika demlendirip dinlendirelim ve sonrası sıcak olarak yanında ayran,komposto,yoğurt vs eşliğinde ister ana yemek sonrası istersek salt kendisini ana yemek yerine koyup yemek için servise sunalım.

Her türlü her şartta yenecek harika bir lezzet kimi turşu eşliğinde de lezzeti katlanıyor.AFİYETLE..
Sevgilerimle..









Merhabalar..
Kırmızı pancarları pazardan alalı bir haftayı geçti geçecek bir türlü aklımda olan aşağıda ki tarifi pişirmeye fırsat bulamadım.
Her gün bir başka işler güçler çıktı karşıma.
Kaldı da kaldı ve dün akşam üzeri onları kuşbaşı doğrayıp kısık ateşte soteleyip pişirdim bugüne ön hazırlık olarak.
Bugün de az önce piyaz doğradığım kuru soğanlar ve bir sap pırasa ile buluşturup soteledim.
Lezzet olarak ben çok sevdim.
Renk zaten muhteşem her gördüğün de iştah tavan yapıyor.
Malzemeler:
4 veya 5 Adet küçük boy kırmızı pancar
2 veya 3 Adet orta boy kuru soğan
1 Sap pırasa
1 Kahve kaşığı tuz
1 Kahve kaşığı toz şeker
Yarım çay kaşığı karabiber
3/4 Çay bardağı sızma zeytinyağ
Bir çorba kase dolusu koyu yoğurt
4/5 Diş sarımsak
1 Yemek kaşığı sirke
2/3 Yemek kaşığı iri kıyım ceviz içi
Tarif:
Kuru soğanları kabaca piyazlık doğrayalım.
Pırasayı kabaca halka dilimleyelim.
Derin tavaya sızma zeytinyağını alıp içine doğradığımız kuru soğanları ve pırasayı ilave edip tuzunu ve toz şekerini ilave edelim.
Karamelize olana kadar kısık ateşte soteleyelim.
İstediğimiz kıvama geldiğinde tavadan alalım.

Aynı tava içine kabuklarını soyup yıkayıp kuşbaşı doğradığımız kırmızı pancarlarımızı alıp sotelemeye devam edelim.
Kırmızı pancar geç piştiğinden gerekli oldukça içine azar azar sıcak su ilave edip tavanın ağzı kapalı halde ve kısık ateşte pancarları pişirmeye devam edelim.

İstenirse pancarlar daha önceden suyla da haşlanıp sotelenir.
Benim tercihim zaman alsa da bu şekil haşlamadan pişirmekten yana oldu."

Çatal ile bölünecek yumuşaklığa geldiğin de suyunun olmayıp sadece yağına kalmış olmasına dikkat edelim.
Bu kıvamda iken içine daha öncesi karamelize ettiğimiz kuru soğanları ve pırasayı ilave edip berabere bir iki dakika daha kavurup sotelemeye devam edelim.
Tuzunu,karabiberini ve sirkesini ilave edip soğuması için kenara alalım.

Öbür yanda sarımsakları rendeleyip koyuca kıvamlı yoğurtla harmanlayalım.
Soğuyan kırmızı pancar sotemizi servis tabağına alıp üzerine sarımsaklı yoğurt dökelim.
1 Yemek kaşığı sızma zeytinyağı ile 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biberi yakıp bu biberli sosu da yoğurt sosun üzerine dökelim.
İri kıyılmış ceviz içi parçaları ile süsleyip servise sunalım.AFİYETLE..
Sevgilerimle..







Merhabalar..
Kuru iç bakla çorbasını ilk defa pişirdim ve lezzetini beğendik.
Bana göre tadı az mantar çorbasını andırıyordu.
Hiç hiç aklım da yoktu kuru iç bakladan çorba pişirmek.
Nedenini ise aşağıda yazdım:)

İki gün önce kuru baklalı zeytinyağlı biber dolması yapmak için geceden kuru iç baklaları soğuk suya ıslattım.
Onlar kabarınca bir sürü oldular.
Bir çorba kasesi kadar olanı ayırdım kalanı ile nefis zeytinyağlı biber dolmalarımı pişirdim.
Fotoğraflarını çektim tarifini yazdım ve her zaman yaptığım gibi arşive attım.
İlerleyen günler de yayına veririm.

Ertesi gün bugün de kalan kuru iç baklaları değerlendirmek adına çorba pişirmek için mutfağa geçtim.
Aldım buz dolabından ıslatılmış kuru iç baklaları ve çok kolay ve lezzetli tarifin tamamı ise aşağıda.
Malzemeler:
2 Yemek kaşığı un
2 Yemek kaşığı tereyağ
1 Çorba kasesi kuru iç bakla"akşamdan ıslatılmış"
Çeyrek demet dereotu
4 veya 5 Su bardağı et suyu + gerekirse 1 su bardağı sıcak sade su
Tarif:
Akşamdan bir çorba kase dolusu kuru iç baklayı soğuk su ile ıslatalım.

Ertesi günü çorba tenceresine tereyağı alıp eritelim ve içine 2 yemek kaşığı un ilave edip unun kokusu çıkana kadar kavuralım.

Kavrulmuş una kuru iç baklaları süzüp atalım ve et suyunu da ilave edip kuru iç baklalar yumuşayana kadar pişirmeye bırakalım.

Baklaların pişme durumuna göre gerekirse bir bardak sıcak su daha ilave edelim.
Pişmesine yakın içine bir yemek kaşığı ince kıyılmış dereotunu ve tuzunu ilave edip pişirmeye devam edelim.

Kuru iç baklalar iyice yumuşayıp erime durumuna geldiğinde çorbamızı blenderdan geçirip ateşin altını kapatalım.

Kaselere alıp üzerlerine isteğe göre karabiber ve ince kıyılmış dereotu serpip sıcak olarak servise sunalım.AFİYETLE..
SEVGİLERİMLE..